Muvazaalı Boşanma


Muvazaalı Boşanma

 

Muvazaalı boşanmanın ne olduğundan bahsedebilmek için öncelikle muvazaa konusunu irdelemek gerekmektedir. Peki, nedir muvazaa?

Muvazaalı işlemlerin neler olduğu ve nasıl yapıldığı ile ilgili düzenleme Borçlar Kanununda yer almaktadır.

muvazaali boşanma nedir

Muvazaa, nispi ve mutlak olmak üzere iki çeşittir.

Mutlak muvazaada taraflar arasında yapılan bir sözleşme olmakla birlikte bu sözleşmenin amacı sadece üçüncü kişileri aldatmaktır. Ortada bir sözleşme olmasına rağmen ifa edilen ya da edilecek herhangi bir şey yoktur.

Nispi muvazaada ise sözleşmedeki amaç ile gerçek amaç birbirinden farklıdır. Sözleşmedeki amaç ile gerçekteki amaç saklanmaktadır. Sözleşme ile bir ifa söz konusu ise bile bu sözleşmedeki amaçtan farklı bir amaç nedeniyle var olacaktır.

Muvazaadaki en önemli husus üçüncü kişileri aldatma yani hile konusudur. Bu sebeple de muvazaalı işlemlerde mutlaka bir hileli davranış/işlem söz konusudur.

Bir işlemin muvazaalı olarak kabul edilebilmesi için bünyesinde barındırması gereken birtakım özellikler vardır. Muvazaalı işlemlerde;

Öncelikle mutlaka görünüşte bir sözleşme bulunmalıdır.

Görünüşteki sözleşmeden farklı olarak üçüncü kişilerin zararına sözleşme taraflarının yararına gizli farklı bir sözleşme bulunmalıdır.

Yapılmış gibi görünen sözleşme ile üçüncü kişileri aldatma ve kandırma amaçlanmalıdır.

Gizli işlem olmalıdır.

Muvazaalı bir işlemin geçersizliği her zaman ileri sürülebilecektir. Burada kanunda düzenleme bulmuş olan bir zaman aşımı ya da hak düşürücü süre bulunmamaktadır.

Günümüzde eşinden boşanan ya da eşi ölen kadınlara kanunlar ile bazı imtiyazlar tanınmış olup kadınların bu ve benzeri durumlarda mağduriyet yaşamaması adına bazı düzenlemeler yapılmıştır. Ne yazık ki iyi niyetli olarak ve kadınların mağdur olmaması amaçlanan bu düzenlemenin günümüzde suistimal edildiğine şahit olmaktayız.

Dul-yetim aylığı almaya hakları olmamasına rağmen buna hak kazanabilmek adına günümüzde çiftler farklı yollara başvurmaya başlamışlardır. Bunlardan bir tanesi de boşanmaktır. Aslında çiftlerin boşanma yönünde bir iradeleri bulunmasa da devletten para yardımı alabilmek adına boşanma işlemleri gerçekleştirilmektedir. Tabi ki bu boşanmalar tarafların gerçek iradelerine dayanmadığından boşanma gerçekleşmesine rağmen eşler aynı evde yaşamaya devam etmekte ancak kadın bu süreçte devletten dul-yetim aylığı almaya başlamaktadır.

Hukuken bir kimsenin kötü niyetinin muhafaza edilebileceği düşünülemez.

Ancak kişinin eşinden boşandığı halde fiili olarak birlikte yaşamaya devam etmesi halinde gelir ve aylıkların kesileceği ve ödenen aylıkların kanun maddesi gereğince geri alınacağı kanunda düzenlenmiştir. Muvazaalı olarak boşanma neticesinde gelir ve aylığa hak kazanılmaya çalışılması kişinin kötü niyetinin göstergesidir. Hukuken bir kimsenin kötü niyetinin muhafaza edilebileceği düşünülemez. Bu nedenle kötü niyetli olduğu saptanan kişilerin kötü niyetleri ile sebep oldukları olayların sonuçlarına katlanmaları gerekmektedir.

Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56.maddesi:  “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır .”

 Kişilere haksız ve yersiz aylık ödemesi yapıldığının tespiti halinde bu ödemeler geri alınacaktır. Geri alma usulü ise kanunun 96. Maddesinde açıkça anlatılmıştır.

muvazali bosanma madde 96 nedirKanun maddesi özetlenecek olursa aylık kazanabilmek adına yapılan muvazaalı boşanmalarda bu durumun tespit anından itibaren geriye doğru on yıllık sürede yapılan ödemelerin tamamı hesaplanacak kanuni faiz ile birlikte kişiden geri alınacaktır.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir