Şufa Hakkı Davası Nedir

Paylı mülkiyetlerde paydaşlar belli oranlarda haklara sahiptir. Paydaşlardan her biri sahip olduğu haklar çerçevesinde taşınmaz üzerindeki payın tamamını ya da bir kısmını üçüncü kişilere satabilir. Böyle bir durum vuku bulduğunda kanun koyucu şufa hakkını kullanmak sureti ile diğer paydaşlara paydaşın satılan hissesini aynı şartlarda öncelikli olarak alma imkânı tanır. Yasal önalım hakkı da denen bu uygulama özel hukuka dayanan bir kısıtlama olarak yer almaktadır.

Paydaş taşınmaz üzerindeki hissesini üçüncü bir kişiye satacağı zaman diğer paydaşlar bu haklarını dava yolunu kullanmak sureti ile gerçekleştirdiklerinde yasal önalım hakkı denen şufa hakkı söz konusu olabilmektedir.

Şufa hakkı kanundan doğan, yenilik doğuran bir haktır. Şufa hakkı eşyaya bağlı haklar arasında yer almaktadır. Paylı mülkiyet kurulduğunda ortakların devir hakkının bir kısıtlaması sonucunda şufa hakkı kendiliğinden doğmaktadır.

İlgili Link: Mal Varlığı Olmayana Haciz Yapılır Mı

Yasal önalım hakkı kanunda belirtildiğinden herkesin bildiği varsayımından hareketle işlem yapılır. Şufa hakkı sadece paylı mülkiyet olarak adlandırılan mülkiyet türlerinde uygulanan bir haktır. Diğer mülkiyet türlerinde böyle bir kanun uygulaması bulunmamaktadır.

Şufa hakkını oluşturan koşullar; paylı mülkiyetlerde taşınmaz mallar üzerinde hak sahibi olan paydaşlardan birinin kendi hissesini üçüncü kişilere satmak istemesidir. Bu durumda diğer paydaşlara yasal önalım adı verilen şufa hakkı doğmaktadır.

Paydaş taşınmaz üzerindeki hissesini satma hakkına sahipken bunu istediği kişiye satmak sureti ile gerçekleştirememektedir. Kanun koyucu şufa hakkını diğer paydaşlar için kullanma imkânı tanırken ortaklar arasına üçüncü kişilerin girmesini engellemeyi amaç edinir.

Medeni kanunun paydaşlara tanıdığı şufa hakkı taşınmazın var olan paydaşlar arasında kalmasını temin etmek ister. Bu sayede üçüncü kişilerin taşınmaza ortak olmaları zorlaştırılmıştır.

İlgili Link: Vesayet Ne Demektir

Şufa davasının özelliklerinden biri arasında taşınmaz üzerindeki payını satan paydaşa karşı dava açılamaması vardır. Aynı zamanda paydaş bir başka paydaşa hissesini satmak istediğinde şufa hakkı kullanılamamaktadır. Bu hak üçüncü kişiler söz konusu olduğunda devreye girmektedir.

Şufa hakkı için dava açılacak mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Gayr-ı menkul nerede bulunuyorsa bulunduğu yerdeki mahkemeye dava açmak sureti ile kişiler haklarını arayabilmektedir.

Şufa Hakkı Davası Süresi

Şufa davası olarak tanımlanan davalar yenilik doğuran davalardır. Tespit davası ya da eda davası niteliğinde değildir. Yenilik davasından kasıt mevcut hukuki durumun değişmesi ve yeni bir durumun ortaya çıkmasına yönelik davalar olduğudur.

Şufa davası açılacağı zaman hak düşürücü sürelerin varlığı da dikkate alınmalıdır. Satışın yapıldığı hak sahibine bildirildikten sonra üç aylık bir süre ve iki yıllık süreler geçildiğinde düşmektedir. Üç aylık süre nispi hak düşürücü süre olarak adlandırılırken iki yıllık süreye mutlak hak düşürücü süre denmektedir.

Üç aylık sürenin başlamasında noter yoluyla bilgilendirme esas alınır. Noter yoluyla bir bildirim gerçekleşmediği takdirde ise hak sahibinin iki yıl içinde dava açma hakkı vardır. Burada süre satışın yapıldığı tarih dikkate alınarak belirlenmektedir.

Paylı mülkiyetler söz konusu olduğunda taşınmaz üzerinde hak sahibi olan paydaş ya da paydaşların haklarını üçüncü bir kişiye satmak istemeleri durumunda ortaya çıkan bir dava türü olan şufa davası ile paydaşların arasına üçüncü kişilerin girmesi zorlaştırılmaya çalışılır. Bu dava ortaklar arasındaki ahengin bozulmadan sürdürülmesi amacını güden bir davadır.

Paylı mülkiyetlerde paydaşlar belli oranlarda haklara sahiptir. Paydaşlardan her biri sahip olduğu haklar çerçevesinde taşınmaz üzerindeki payın tamamını ya da bir kısmını üçüncü kişilere satabilir.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir